Uyguladığımız Kuşak Sınav Sistemimiz … ???

 

Yıllar öncesine, karateye başladığımız ilk günlere dönersek hepimiz kyu sınavlarının bizler için ne kadar önemli ve heyecan verici olduğunu hatırlarız. Öğrenilen ilk teknikler, atılan yumruklar, alınan bloklar her birisi özenle çalışılır, defalarca tekrar edilirdi.  Ardından sınavlarda bu tekniklerin en iyi şekilde uygulanması karşılığında alınan kuşaklar, büyük bir emeğin sonucu ve hepimizin gurur kaynağı olurdu. Belimize taktığımız kemerler kıdemlerimizi gösteren onur kaynaklarıydı. Günümüzde de benzer heyecanları hissetmemiz, sınavların önemi konusunda bir kez daha düşünmemize ve sınav sistemlerini daha etkin hale getirme yönünde araştırmalara yönelmemize neden olmuştur.

Dojolarda ilk öğrenilenler disiplinli çalışmalar, tekniklerin uygulanışı, ast üst ilişkilerinin önemi ve bunun gibi sayısız konular ve çalışmalardır.  Ardından yıllarca sürecek bitmek bilmeyen antrenmanlar ve karateka ların kendilerini geliştirme çabaları büyük emekler içermektedir. Kimileri yollarına müsabık olarak devam ederken kimileri de karateyi sadece dojolarında uygulayan karateciler olacaklardır. Aslına bakıldığında her ikisi de aynı yola çıkmaktadır. Önemli olan karatekanın seçtiği yolda harcadığı emekler ve hedeflerine ulaşma çabalarıdır.

Yapılan sınavlar sonunda alınan her kuşak ile sorumlulukların artması, yeni tekniklerin öğrenilmesi, kataların çalışılması, kumite modellerinin uygulanması ve tüm bunların daha önce öğrenilenlerden daha iyi yapılmaya gayret edilmesi bir karatekadan beklenen durumlardır. Bu saydıklarımızın hepsi iyi bir karateci olmanın erdemlerinden bir kaçıdır. Fakat gerçekte olması gereken sadece iyi yumruk atan, hızlı tekme savuran, güçlü bloklar alan ve kyu sınavlarında bunları eksiksiz, yeterli ve iyi yapan mıdır karate ka. Gelin bu konuyu derinlemesine inceleyelim ve dojomuzda sınavların nasıl yapıldığını, uygulama biçimlerini görelim.

Türkiye Karate Federasyonu (TKF) Kyu sınav yönetmeliğine bakıldığında her kuşak için bekleme süreleri, stillere göre kuşakların sorumlu olduğu sorular, sınav komisyonlarında hangi kademe antrenörlerinin bulunacağı ve yetkileri açık şekilde yazılmış bulunmaktadır. Sırasıyla sarı kuşak ve daha üst kuşaklara katılacak karatekalar bu sorulardan sorumludurlar. Sınavı değerlendirmek de, oluşturulan komisyonun takdirindedir. Öğrencisini en iyi tanıyan, ona emek verip çalıştıran ve sınavını yapan antrenörün de öğrencisinin başarılı olmasını

 

beklemekte en önemlisi de istemektedir. Dojolarda yapılan sınavlarda ufak tefek hatalar, heyecan kaynaklı yanlışlıklar genellikle hoş görülmekte ve sınav giren öğrenciler de bu bilinçle değerlendirilmektedir. Bu bölüme kadar anlattıklarımız standart sınav sistemini içermektedir. Bu standartlara bağlı kalmakla beraber her dojoda farklı yöntemler uygulanabilmektedir. Bu yöntemler aslına bağlı kalındığında her birisi doğru olan uygulamalardır.

Dojomuzda 13 yaşına kadar olan karatekalar için sınav sistemimiz 3 ana bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerden her birisi ayrı olarak sınavı doğrudan etkilemekte ve başarılı olunabilmesi için 3 bölümden de geçerli notlar almak gerekmektedir.

Bu 3 ana bölüm sırası ile;

  • TKF Kyu sınav yönetmeliğinde bulunan soruların sorulması sonunda yapılan sınavda komisyondan geçerli notu almak.

 

  • Sınava giren öğrencilerin okuldaki başarı durumları.

 

 

  • Öğrenci velilerinin çocuklarına verdikleri başarı puanları.

 

Şimdi bu 3 maddenin içeriklerini detaylı olarak inceleyelim.

  • Daha önce belirtildiği gibi her kyu derecesinde karatekalara sorulacak sorular belirlenmiştir. Bu sorular TKF’ye bağlı bulunan komisyonlarda ve dan kurullarında görevli antrenörler tarafından hazırlanmışlardır. Öğrenciler kuşaklar arasında bulunan bekleme sürelerini çalışarak tamamladıktan sonra sınava girmeye hak kazınırlar. Sınavlar TKF’nin belirttiği Şubat, Haziran ve Ekim ayları içerisinde yılda 3 kez yapılmaktadır. Sınavlar arasında geçen sürelerde tüm teknikler, katalar ve kumite modelleri kuşakların durumuna göre en ince ayrıntısına kadar çalışılır. Sınav hem uygulamalı hem de sözlü olarak yapılabilmektedir. Sınav sonuçlarını değerlendirmek ve gerekli puanları vermek antrenörlerin kontrolündedir.

 

 

 

 

  • Sınavın başarılı sonuçlanmasını sağlayacak en önemli etkenlerden bir diğeri de öğrencilerin okuldaki başarı durumlarıdır. Karatekalar okullarında ki tüm derslerden başarılı olmak zorundadırlar. Eğer bir dersten bile başarısız olurlarsa sınavları geçersiz sayılacaktır. Dolayısıyla karate ile okuldaki başarı durumları arasında doğrudan bir bağlantı bulunmaktadır. En fazla bir dersten başarısız olan bir öğrenci notlarını düzeltme sözü verirse, sözüne güvenilerek sınavdan sorumlu geçmesi sağlanabilinmektedir. Sonuç olarak iyi bir karateka olmanın temel şartlarından bir tanesi de eğitim hayatında başarılı bir öğrenci olmaktır.

 

  • Sınavı etkileyen belki de en önemli etkenlerden sonuncusu da velilerinin çocuklarına verecekleri puanlardır. Burada aranan kriterler çocukların evdeki tutumları, beslenme alışkanlıkları, sorumluluklarının bilincinde ve farkında olmaları, varsa kardeşleri ile olan ilişkileri ve ailesinin verdiği görevleri eksiksiz yerine getirmeleri gibi kriterlerdir. Yine burada ailelerinden alacakları notlar sonucunda sınavları başarılı ya da başarısız olmalarında büyük önem taşımaktadır. Aynı şekilde öğrencilere sınav sureleri arasında belirli görevler verilebilmektedir. (belli sayıda kitap okumak, çiçek, bitki yetiştirmek vb.)

 

Tüm sınav bölümlerinde geçerli not 100 üzerinden 60‘tır.

 

 

Sonuç olarak 13 yaşına kadar olan kyu sınavlarında aranan özellikler sadece iyi yumruklar, tekmeler atabilen, hızlı kuvvetli karatekalar yetiştirmek değildir. Şimdi ve ileri ki yaşlarda karateyi hem geleneksel hem de atletik performans özelliklerine göre tam anlamı ile uygulayabilen hem de gerek ailesinin ve toplumun örnek göstereceği, insani duygular ile yetişmiş güvenilir, sağlam kişilikli, eğitim hayatında başarılı olmuş sorumluluk sahibi genç bireyler olarak yetiştirmek biz antrenörlerin birinci vazifesi olmalıdır. Tüm öğrenciler bu bilinç ile hazırlanmalı ve yetiştirilmelidir. Karateye başladıkları ilk günden itibaren bu sistem hem çocuğa hem de ailesine detaylı olarak anlatılmalı, bilgilendirilmeli ve çocuklar bu doğrultuda yetiştirilmelidir.

Dojomuzda uyguladığımız bu eğitim yöntemi ile bir çocuğun ailesinin, öğretmeninin ve antrenörünün gözünden kaçabilecek en ufak ayrıntılar, sorunlar büyümeden ortak çalışmalar ile çözülebilmektedir. Gündelik yaşam, okul yaşamı ve spor hayatı bir bütün olarak ele alınmalıdır. Yıllardır uygulanan bu yöntemler sayesinde birçok yetenekli ve başarılı, güvenilir genç bireyler yetiştirilmiştir. Geleceğe güven ile yürüyen karatekalar aldıkları eğitim modelleri ile hem aileler hem de diğer kişiler tarafından örnek gösterilmiş kişiler arasında yerlerini almışlardır.

 

 

WHITE Club Master Trainer   Başar İNEL

 

 

 

 

 

Neden WHITE Club ?

 

WHITE Club Spor Okullarında yeni bir yaşam sizi bekliyor;

Sadece size ait bir yaşam…

Rengi, çizgisi, zevki, havası, kokusu sizin olan yepyeni bir yaşam…

İhtiyaç duyduğunuz değil,

Hak ettiğiniz bir yaşam bu…

Her kursunda farklı bir kalite anlayışıyla, uzman kadrosuyla, Hayal gücünüzü ayaklandıran, İdeallerinizi harekete geçiren, filizlendiren,

Yeni hedefler yaratan bir anlayışla Size özel bir yaşam.

Kurslarımıza başlayarak kendiniz için ve çocuklarınız için doğru bir tercih yapmanın gururunu ve mutluluğunu sizde yaşayın…

Biz sizin için bir kaç farklı dokunuşla farklı kurslar oluşturduk,

Kendinizi geliştirecek ve daima mutlu ve başarılı olacak sizsiniz!

Ücretsiz deneme derslerimize bekleriz…

 

Bizimle çalışmak istermisiniz ?

WHITE Club`ın bir parçası olmak ister misiniz?

WHITE Club , tüm çalışanları kapsayan performans yönetim sistemi ile çalışanlarının bilgi, beceri ve davranışlarını ölçümleyebilen, ölçümleme sonucu gelişimlerini takip eden, eğitim ihtiyaçlarını belirleyen ve giderilmesini sağlayan bir şirkettir.

WHITE Club bünyesinde çalışmak isterseniz CV’ nizi whiteclubyonetim@gmail.com adresinden İnsan Kaynakları departmanımıza gönderebilirsiniz.

Fiyatlarımız;

WHITE Club Üyelik Aidatlarımız;

Boks- Kickboks – Crossfight

3 Aylık üyeliğimiz; 750 tl

6 Aylık üyeliğimiz 1350 tl

12 aylık üyeliğimiz 2500 tl

Çocuk Gelişiminde KARATE

Çocuk Gelişiminde Karate

 

Çocuklar çevresinde olan biteni ilgiyle izleyip örnek olarak aldığı kişilerin ve kahramanlık öyküleri olan karakterlerin yaptıkları davranışların aynılarını yaparak ilgi çekmeye çalışırlar.

Buradaki amaç önce oyun olsa da sonra ailesine ve arkadaş çevresine kendini farklı ve üstün göstermeye çalışmaktır. Bu örnek karakterler genellikle çocuğun arkadaşları, aile bireyleri, öğretmenleri olurken bazen film karakterleri bile olabiliyor.

Bu karakterler çocukları o kadar etkiliyor ki, Amerika’da Spiderman, Super man, Harry Potter gibi film karakterlerinden etkilenip binalardan atlayarak hayatlarını kaybeden çocuklar dahi olmuştur.
Mutlu olsun diye kendi ellerimizle hayal ürünü olarak yaratılmış sözde kahramanların film, kitap ve kostümlerini alarak yanlış örnekler (idoller) sunuyoruz. Aksine çocuğu hiçbir zaman ulaşamayacağı hayale ve boşluğa itiyoruz.  Bunlar çocuğun yaşamına hiçbir değer katmadığı gibi doyumsuz, uyumsuz ve mutsuz bir yapı oluşturuyor.

Okullu yaşlarda ise; çocukların okul dışında kalan zamanları genellikle bilgisayar başında geçiyor. Kontrolsüz ortamda çocuk tanıdığı ve tanımadığı her kültürde kişiyle iletişime geçebiliyor. Henüz bilinci oluşmamış, doğru ve yanlışı ayırt edemeyen çocuk, küçük yaşta her çeşit bilgiye ve görsele ulaşabiliyor. Bu durumda sigara, uyuşturucu vb. kötü alışkanlık edinmesi kolaylaşıyor. Kötü niyetli kişilerin, gurupların kontrolüne girip geri dönülmesi mümkün olmayan yanlış olaylara sürüklenebiliyorlar. Sonra düzelt, düzeltebilirsen…

Aile kültürü, saygı, sevgi ve ananevi değerlerden yoksun yetişen çocuklardan düzgün bir yapı ve davranış beklemek çok haksızlık olur. Ayrıca çocukların bilgisayar ve TV başında sürekli hareketsiz kalmaları duruş bozukluğu ile birlikte diğer sağlık risklerine neden oluyor. Hareketsizlik; gazlı içecekler, fast food vb. sağlıksız besin tüketimi ile birleşince çocuklarda dolaşım bozukluğu ve obeziteye neden oluyor. Daha da kötüsü küçük yaşlarda kalp krizi ile sonuçlanabiliyor.

Oysa çocukları gelişim ve etkileşim yaşlarında bilimin de desteklediği gibi spor ve sanat faaliyetlerine yönlendirmekle sosyal ve kültürel anlamda gelişmeleri, beceri ve yeteneklerinin artması sağlanacaktır. Bu donanımlarla yetişen bir çocuk; olayları izleyen değil yaşayan, tüketen değil üreten ve kendine güven duyan bir kişilik kazanmış ve en önemlisi de sağlık problemleri önlenmiş olacaktır.

Bütün sporlar faydalıdır. Ama ‘’karate’’ sporu selamla başlayıp selamla bitirilen içinde saygı, sevgi, disiplin, hiyerarşi, ast, üst ilişkisi gibi yüzyılların felsefe derinliği ve zenginliği olan günümüze kadar da bozulmadan devam eden bir spor dalıdır.
Psikiyatri uzmanları da; çocukların fiziksel, zihinsel ve ruhsal gelişimi için karate sporu yapmalarını öneriyorlar.

Karate Sporunun Çocuk Gelişimine ve Sağlığına Faydaları

  • Obezite ile mücadele bilinci küçük yaşlarda oluşur.
    • Beyin, beden koordinasyonu ve mücadeleci bir yapı oluşur.
    • Özgüvene sahip bir birey olarak yetişmesini sağlar.
    • Dikkat ve yoğunlaşma gelişir.
    • Programlı olma alışkanlığı ve disiplin anlayışı kazanır.
    • Enerji ve stresini atıp, sigara vb. kötü alışkanlıklardan uzak kalmasını sağlar.
    • Takım anlayışı ve dayanışmanın başarıya sağladığı katkı bilincini kazanır.
    • İnce uzun kas yapısı, esnek, atletik ve fit bir vücut kazanımı sağlar.
    • İleriki yaşamında kendisiyle barışık, sağlıklı ve pozitif yaşam sürer.

 

 

 

 

 

 

 

DÖVÜŞ SANATLARININ PSİKOSOSYAL FAYDALARI:

 

Dövüş sanatlarının katılımcılar üzerindeki psikososyal etkileri göz önüne alındığında, bu etkilerin olumlu veya olumsuzluğu hakkında bir karmaşa yaşanmaktadır. Genel olarak ileri sürülen iki zıt iddiadan söz edilebilir. Öncelikle, dövüş sanatlarıyla ilgilenen insanların olumlu psikososyal değişimler ve ahlaki gelişim gösterdiklerini savunan birçok araştırmacı vardır. Dövüş sanatlarının özde bu amaca odaklandığı bilinmektedir. Bu faydaların araştırmacılar tarafından belirtilmiş olmasına ve dövüş sanatlarının felsefesinin özünde olumlu gelişimler işaret edilmesine rağmen, bu sanatların vahşet ve saldırganlık içerdiğini düşünen insan sayısı da oldukça fazladır. Dövüş sanatlarının popüler filmlerde ve televizyon gösterilerinde ortaya konuluş biçimi, bu sanatlara karşı gelişen olumsuz düşüncenin yaygınlaşmasının temel nedenlerindendir. Diğer taraftan dövüş sanatları yarışmalarının para ödüllü olması ve sınır tanımaması sayesinde ilgi çekmesi, bu sanatlar hakkında tek taraflı ve önyargıya dayanan genel bir kanı oluşmasına ve insanların bu sporlarla ilgili kanuni düzenlemeler yapılması gerekliliğine inanmasına neden olmaktadır. Dövüş sanatlarındaki tarihsel değişim ve gelişime bakıldığında iki görüşü de destekleyen bilgilere ulaşılmaktadır. Savaş zamanları düşünüldüğünde, dövüş sanatlarının amacı rakibin öldürülmesi veya etkisiz hale getirilmesine dayanırken, barış zamanlarında amaç daha yaygın olarak bireysel gelişim ve disiplin kazanma olmuştur. Eğer dövüş sanatları daha iyi bir insan olma, bireysel ve toplumsal şiddeti azaltmaya yönelik ise, ileri sürülen bu iddialardan hangisinin doğru olduğunu ortaya koymak gerekmektedir. Dövüş sanatlarının olumlu ve olumsuz yönleri hakkında birçok görüş olsa da bilimsel araştırmaların bu iddiaları destekleyip desteklemediğini belirleyebilmek önemlidir. Bu araştırma şu sorulara cevap bulmaya çalışmıştır: 2 . Türkiye Kick Boks Federasyonu Spor Bilimleri Dergisi, Volume:1, Sayı:1, Temmuz, 2008 a) Dövüş sanatlarına katılımla kazanılan psikososyal değişimler, diğer aktivitelere katılımla kazanılanlardan farklı mıdır? b) Dövüş sanatları antrenmanlarının hangi özel yönleri psikososyal değişimlere neden olmaktadır? c) Dövüş sanatları deneyimleri eğer yararlıysa bu, psikolojik tedavide de kullanılabilir mi? Dövüş Sanatları Bizim İçin Faydalı mıdır? Dövüş sanatlarıyla uğraşmanın hem kısa süreli (akut) hem de uzun süreli (kronik) psikososyal değişimlere yol açtığı bilinmektedir. Kısa süreli etkilerle ilgili oldukça az araştırmaya rastlanmıştır. Bir çalışmada, yavaş tempolu koşu (jogging) ya da ağırlık kaldırma seansından hemen sonra, gerginlik, sinirlilik, depresyon ve düşmanlık duygularında azalma olduğu görülmüştür. Fakat bir karate seansı sonunda bu değişkenler için yapılan ölçümlerin hiçbirinde değişim olmamıştır. Çalışmadaki karate öğrencilerinin yaptığı egzersiz şiddetinin diğer grupların yaptığı egzersizin şiddetine göre daha az olduğu belirtilmiştir (McGowan ve ark., 1991). Diğer taraftan, stresli bir olaya maruz kaldıktan hemen sonra yapılan bir seanslık taijiquan stresi azaltmaya yardımcı olmuştur (Jin, 1989; 1992). Ulaşılabilen iki kaynağın birbirleriyle çelişen sonuçlarına göre, dövüş sanatlarının kısa süreli etkileri hakkında herhangi bir yargıda bulunmak mümkün değildir. Dolayısıyla bu konuda çok daha fazla sayıda araştırma yapılması gerekmektedir. Kısa süreli etkilerle ilgili araştırmaların azlığına karşın, dövüş sanatlarının uzun süreli etkileri hakkında oldukça fazla sayıda araştırma yapılmıştır. Bu çalışmaların bulguları, dövüş sanatlarında yer alan katılımcılarda olumlu psikososyal değişimler meydana geldiğini ileri sürmektedir. Bu konuda yapılan birçok araştırma kesitsel olup sporcuların kuşaklarına ya da spor yapma sürelerini göz önünde bulundurmuştur. Bu çalışmalarda, Japon güreşi (Nosanchuk ve MacNeil, 1989; Daniels ve Thornton, 1990; 1992), karate (Kroll ve Carlson, 1967; Reiter, 1975; Duthie ve ark., 1978; Nosanchuk, 1981; Konzak ve Bourdeau, 1984; Richman ve Rehberg, 1986; Layton, 1988, 1990; Nosanchuk ve MacNeil, 1989; Daniels ve Thornton, 1990; 1992; Foster, 1997; Guthrie, 1995; 1997), tae kwon do (Duthie ve ark., 1978; Rothpearl, 1980; Nosanchuk, 1981; Nosanchuk ve MacNeil, 1989; Skelton ve ark., 1991; Kurian ve ark., 1993; 1994) öğrencilerini araştırmak için çeşitli metodolojiler kullanılmıştır. Genel olarak, kuşak 3 . Türkiye Kick Boks Federasyonu Spor Bilimleri Dergisi, Volume:1, Sayı:1, Temmuz, 2008 seviyesi veya dövüş sanatını yapma süresi arttıkça, endişe (Reiter, 1975; Layton, 1990; Kurian ve ark., 1993), saldırganlık, düşmanlık (Rothpearl, 1980; Nosanchuk, 1981; Nosanchuk ve MacNeil, 1989; Skelton ve ark., 1991; Daniels ve Thornton, 1990; 1992) ve nevroz (Layton, 1988) duyguları azalırken, kendine güven (Duthie ve ark., 1978; Konzak ve Bourdeau, 1984), bağımsızlık, kendine inanma (Konzak ve Bourdeau, 1984; Kurian ve ark., 1994) ve özsaygı (Richman ve Rehberg, 1986) artmaktadır. Bu sonuçlar, dövüş sanatlarıyla uğraşanları cesaretlendirse de, kesitsel sonuçların zaman içinde yıpranmayı kontrol edemediğini unutmamak gerekir. Olumlu sonuçların, üst kuşak ve daha deneyimli gruplarda, yeni başlayan ve etkinliği yarım bırakan gruplara nazaran daha fazla olduğu ileri sürülse de Nosanchuk ve MacNeil (1989), yaptıkları çalışmada karate, taek-wondo ve Japon güreşine devam etmekte olan ve daha önceki yıllarda bu sporları yapıp bırakmış öğrencileri saldırganlık açısından karşılaştırmıştır. Öğrencilerin saldırganlık ve kuşak seviyesi arasında ters bir ilişki olduğunu belirlerken, her iki öğrenci grubunda saldırganlık açısından herhangi bir farkın oluşmamasını geleneksel yani yapılan sporun özüne uygun, diğer bir deyişle sporu güncelleştirilerek özünü bozmadan yapılan çalışmalara bağlamış, saldırganlığın azalmasında yıpranmanın değil antrenmanın önemli olduğunu göstermektedir. Hapkido (Spear, 1989), judo (Pyecha, 1970), jujitsu (Daniels ve Thornton, 1992), karate (Daniels ve Thornton, 1992; Foster, 1997), taekwando (Finkenberg, 1990) ve taijiquan (Brown ve ark., 1995) öğrencilerine uygulanan uzun süreli çalışmaların çoğu, yukarıda verilen kesitsel çalışma bulgularını desteklemektedir. Dövüş sanatları egzersizleri düşmanlık (Daniels ve Thornton, 1992), öfke (Brown ve ark., 1995) ve saldırganlık duygularında azalmaya neden olmaktadır (Madden, 1990; 1995). Aynı zamanda bu egzersizlere katılım daha rahat ve sempatik bireyler olmayı sağlar (Pyecha, 1970); özgüven (Spear, 1989) ve özsaygıyı (Finkenberg, 1990; Brown ve ark., 1995) arttırır, kendini kontrol becerisini geliştirir (Brown ve ark., 1995). Farklı dövüş sanatlarının etkilerinin farklı olduğundan söz edilmektedir. Foster’ın (1997) bir çalışmasında, aikido öğrencilerinde herhangi bir gelişme görülmezken, karate öğrencilerinin kişisel gerginlik puanlarında anlamlı azalma kaydedilmiştir. Yani, bazı dövüş sanatları diğerlerine göre daha çabuk değişikliklere neden olmaktadır. Bazı çalışmalar dövüş sanatlarının herhangi bir psikososyal etkisinin olmadığını belirtmektedir. Kesitsel bir çalışmada Kroll ve Carlson (1967), karate çalışmalarının 4 . Türkiye Kick Boks Federasyonu Spor Bilimleri Dergisi, Volume:1, Sayı:1, Temmuz, 2008 devam ettirilme süresi ile kişilik özellikleri arasında bir ilişki bulamamıştır. Ancak, daha sonraları yapılan çoğu kesitsel çalışma hep olumlu sonuçlar ortaya koymuştur. Dövüş Sanatlarından Elde Edilen Faydalar Diğer Etkinliklerden Farklı mıdır? Asya dövüş sanatlarının diğer fiziksel aktivitelerle (egzersiz ve batı sporları gibi) fiziksel uygunluk, beceri kazanımı ve sosyal aktiviteyi içeren benzerlikleri yanında farklı oldukları noktalar da vardır. Birçok batı sporu yarışma ve kazanmayı vurgularken; Asya dövüş sanatları geleneksel olarak kendini tanıma, kendini geliştirme ve kendini kontrol etmenin altını çizmektedir. Batı sporlarının aksine Asya dövüş sanatları genellikle kendini savunmayı öğretir, hayata geçirilebilecek felsefik ve ahlaki öğretiler içerir. Yüksek derecede tören ve ritüele dayanır. Zihin ve vücudun birlikteliğini vurgular ve düşünmeye önem verir. Egzersiz ve fiziksel uygunluk psikososyal fayda sağlama rolüne sahipken (Husman, 1955; Nouri ve Beer, 1989; Leith ve Taylor, 1990; McGowan ve ark., 1991), dövüş sanatlarının fiziksel olmayan yanları bile olarak katılımcılarda eşi benzeri olmayan uzun süreli psikososyal değişimlere neden olmaktadır. Dolayısıyla dövüş sanatları bir yandan diğer fiziksel aktivite ve egzersizlerden elde edilebilecek faydalar yanında, temel öğretisi ve felsefesi içinde yer alan potansiyelle bu faydaların katlamasına olanak sağlamaktadır. Boylamsal (uzun süreli) çalışmalardan bazıları, dövüş sanatlarından elde edilecek faydaların diğer aktivitelerden elde edilecek faydadan farklı olduğu hipotezini desteklemektedir. Judo antrenmanları birçok batı sporunun aksine daha rahat, sempatik ve katılımcı bireyler yetişmesini sağlar. (Pyecha, 1970). Judo aynı zamanda diğer iki spor programına nazaran gençlerdeki şiddet eğiliminin daha az seviyede olmasını sağlar (Paul, 1979). Taijiquan antrenmanları genel yaşam doyumunda olumlu değişikliklere neden olur (Kutner ve ark., 1997), kabus görmeyi azaltır (Slater ve Hunt, 1997), ani öfke ve ruh hali değişikliklerinin azalmasını sağlar (Brown ve ark., 1995). Askeri eğitimde kullanılan hapkido antrenmanları özgüven ve grup ahlakının gelişmesinde fitnes ve dayanıklılık antrenmanlarına göre daha etkilidir (Spear, 1989). Bir sezon antrenmanın tamamlanmasından bir yıl sonra ölçülen dövüş sanatları öğrencilerinin benlik kontrolü puanları artarken, saldırganlık ve zarar verme duyguları azalmıştır (Madden, 1995). Bir yıl sürdürülen tae kwon do antrenmanlarının özsaygıyı arttırdığı bilinmektedir (Finkenberg, 1990). Kesitsel bir çalışmada Daniels ve Thornton (1992), dövüş sporu 5 . Türkiye Kick Boks Federasyonu Spor Bilimleri Dergisi, Volume:1, Sayı:1, Temmuz, 2008 yapanların badminton veya rugby sporu yapanlardan daha az düşmanlık duygusuna sahip olduklarını bulmuşlardır. Bu araştırmalar dövüş sanatları ve diğer aktiviteler arasında fark olduğunu gösterse de, tüm psikososyal değişikliklerinin sadece dövüş sanatlarına özgü olduğu söylenemez. Dövüş sanatları gibi birçok fiziksel aktivite de fiziksel engeli olan bireylerde gelişmiş sosyal bağlar oluşmasını sağlamaktadır (Blinde ve McClung, 1997). Hem taijiquan ve hem de orta şiddette yürüyüş özsaygıyı arttırmaktadır (Brown ve ark., 1995). Taijiquan diğer birçok fiziksel aktivite gibi stresli bir deneyimden sonra stres seviyesini düşürür (Jin,1992), hem dövüş sanatları hem de ağırlık antrenmanları genel zihinsel sağlığı arttırır (Egan, 1993). Dövüş sanatlarından elde edilen psikososyal faydalar birçok egzersiz türüne katılım sonucunda da görülmektedir. Dolayısıyla bu olumlu değişimin temeli muhtemelen fiziksel aktiviteye dayanmaktadır (Leith ve Taylor, 1990; Simono, 1991; Weiser ve ark., 1995). Bununla beraber, dövüş sanatlarını diğer fiziksel aktivitelerle doğrudan karşılaştıran araştırmalar, dövüş sporu antrenmanlarına katılımın sağladığı olumlu psikososyal değişikliklerin diğer fiziksel aktivite antrenmanlarına göre daha önemli ve daha farklı olduğunu öne sürmektedir. Bu değişimler, birçok etiyolojiye sahip olabilir ve dövüş sanatlarının egzersizle ilgili olmayan yanları da önemlidir. Dövüş Sanatlara Bu değişimleri Nasıl Yaratır? Herhangi bir bireyin belirtilen olumlu sonuçlara ulaşabilmesi için öncelikle dövüş sanatlarının hangi şekilde olumlu etkilere sebep olduğunu anlamak önemlidir. Aynı zamanda bu olumlu etkilerin dövüş sanatlarının her türünde ve her öğretim metoduyla elde edilip edilemeyeceği de önemlidir. Dövüş sanatları hayata ne kadar geçirilirse çıkarımlarının da o ölçüde olup olmayacağı da tartışılmalıdır. Dahası, dövüş sanatları antrenmanları olgunlaşmayı sağlayabilir. Bazı çalışmalar öğretim ortamında katılımcılarda gözlenen değişiklikleri açıklamaya çalışmıştır. Nosanchuk ve MacNeil (1989) yedi spor okulundaki karate, tae kwon do ve jujitsu öğrencilerinin saldırganlık eğilimini araştırmışlardır. Her okulda meditasyona verilen önemi, öğrencilerin mekana (dojo), usta veya öğretmene (sensei) ve birbirlerine gösterdikleri saygı düzeyini, vücudun yaşamsal bölgelerine temasa müsaade edilme düzeyini ve katanın önemini değerlendirmişlerdir. Bu değerlendirmeye dayanarak 6 . Türkiye Kick Boks Federasyonu Spor Bilimleri Dergisi, Volume:1, Sayı:1, Temmuz, 2008 okullardan dördünü “geleneksel” (daha fazla meditasyon, saygı ve kata, vücudun yaşamsal bölgelerine daha az temas) ve okullardan üçünü de “modern” olarak sınıflandırmışlardır. Araştırmacılar aynı zamanda bu okulları bırakan ve bir okuldan diğerine geçen öğrencileri de araştırmışlardır. Hem geleneksel hem de modern olarak sınıflandırılan okullardaki yeni başlayan öğrencilerin saldırganlık düzeyleri aynıyken, geleneksel okullardaki daha tecrübeli öğrencilerin saldırganlık düzeyleri, yeni başlayan öğrencilere kıyasla daha az olarak belirlenmiştir. Diğer taraftan modern olarak adlandırılan okullarda yeni ve eski öğrencilerin saldırganlık düzeyleri arasında bir fark bulunamamıştır. Hem Trulson (1986) hem de Regets (1990) aynı sonuçlara ulaşmışlardır. Egan (1993) ise, hem geleneksel hem de modern tarzdaki antrenmanların genel akıl sağlığında gelişmelere neden olduğunu saptamıştır. Fakat geleneksel dövüş sanatları öğrencileri benlik kabulü puanlarında artış sağlarken, modern dövüş sanatları öğrencilerinde aynı sonuçlar elde edilmemiştir. Çoğu araştırma antrenman yerinin ve öğretim metodlarının bu farklılıkları yarattığı hipotezini desteklemektedir. Fakat bir çalışmada, antrenmanlarında muhtemelen geleneksel öğretim metodlarını kullanmamalarına rağmen üniversiteli boksörlerin saldırganlık düzeyleri azalmıştır (Husman, 1955). Bu, saldırganlığın azalmasında diğer faktörlerin de etkili olabileceğini göstermektedir. Bir olasılık da ustanın (antrenörün) rol model oluşturması olabilir. Regets (1990) öğreticinin ve öğrencisinin saldırganlığı arasında olumlu bir ilişki tespit ederken, tam tersi olarak, öğreticinin geleneksel karakteri ve öğrencisinin saldırganlığı arasında olumsuz bir ilişki gözlemlemiştir. Bir başka deyişle, öğretenin saldırganlığı öğrencinin saldırgan olmasına yol açarken, geleneksel yapıdaki bir öğretici, örnek oluşturarak öğrencinin saldırganlık düzeyinin azalmasına yardımcı olmaktadır. Öğretici model olma yoluyla öğrencinin davranışlarını etkilemektedir. Bu düşünce Musashi’nin “öğretmen bir iğnedir, öğrenci ise bir iplik” cümlesiyle birebir örtüşmektedir. Dövüş sanatları sadece tekme, yumruk atma, rakibi yere devirme veya etkisiz hale getirmekten ibaret değildir. Antrenman koşulları veya öğretici ya da her ikisi dövüş sanatlarındaki olumlu ya da olumsuz psikososyal değişimleri etkilemektedir. Çok farklı dövüş sanatları çok farklı okullarda farklı metodlarla öğretiliyor olsa bile, bu sanatların öğreticilerinin Asya dövüş sanatlarının özünde yer alan fiziksel, zihinsel ve ruhsal unsurlara duydukları saygı nedeniyle dövüş sanatlarının olumlu değişikliklere katkıda bulunduğu varsayılabilir. Dövüş Sanatları Psikolojik Tedavi Olarak Etkili midir? 7 . Türkiye Kick Boks Federasyonu Spor Bilimleri Dergisi, Volume:1, Sayı:1, Temmuz, 2008 Serbest zamanı değerlendirmeye yönelik (rekreasyonel) ve fiziksel uygunluğu geliştirmeyi amaçlayan aktivitelerin, özel gereksinimi olan bireylere yardımcı olabileceği bilinmektedir (Van Andel ve Austin, 1984; Maisto ve Stephens, 1991). Dövüş sanatlarının faydalı etkilerinden dolayı çok sayıda insan dövüş sanatlarını psikolojik problemlerini tedavi edici bir yol olarak görmektedir. Guthrie (1997), cinsel istismara uğramış, yeme bozuklukları olan, madde bağımlısı kadınların iyileşme sürecinde karate antrenmanlarının yardımcı olduğunu belirtmiştir. Bir çalışmasında Weiser ve ark. (1995), bir hastasının Shotokan Karate yapmasının sözlü terapiden daha hızlı sonuç verdiğini iddia etmektedir. Bu konuyla ilgili en önemli araştırmalar Trulson (1986) tarafından gerçekleştirilmiştir. Çocuk suçu işlemiş olan ergenler 3 gruba ayrılmıştır. Birinci gruba meditasyon, ısınma egzersizleri, tae kwon do hakkında kısa bir bilgi ve tae kwon donun fiziksel tekniklerinden oluşan geleneksel tae kwon do antrenmanı; ikinci gruba sadece fiziksel teknikler öğretilen modern tae kwon do antrenmanı ve üçüncü gruba da dövüş sanatları içermeyen fiziksel aktivite uygulanmıştır. Tüm gruplara aynı antrenörle, aynı zaman diliminde ve aynı odada uygulama yapılmıştır. Altı ayın sonunda geleneksel tae kwon do uygulanan grupta saldırganlık ve gerginlikte azalma ve özsaygıda da artış gözlemlenmiştir. Tam tersine, modern tae kwon do grubu suça eğilimde ve saldırganlıkta artış göstermiştir. Egzersiz grubundaki öğrencilerde sadece özsaygı da artış gözlenirken, saldırganlık ve gerilimde değişme olmamıştır. Bazı gruplar psikolojik tedavi için diğer dövüş sanatlarını kullanmışlardır. Judo antrenmanı gelişimsel engelli bireylerin sosyal uyum düzeylerinde (Davis ve Byrd, 1975) ve modifiye edilmiş judo antrenmanları görme ve gelişimsel engelli çocukların psikososyal becerilerinde artış sağlamıştır (Gleser ve ark., 1992). Davranış problemleri olan ergenlerde aikido antrenmanı, geleneksel tedaviye göre özsaygıda daha fazla artış olmasını sağlamıştır (Madenlian, 1979). Hem judo (Greene, 1987) hem de karate (Gorbel, 1990) erkek ergenlerdeki davranış bozukluklarının azalmasında yardımcı olmaktadır. Judo aynı zamanda önceden suça karışmış çocukların tedavi döneminde sosyal programlara yardımcı olarak kullanılmaktadır (Fleisher ve ark., 1995). Aikido, duygusal rahatsızlıkları olan ortaöğretim ve liseli öğrencilerde müdahale tekniği olarak kullanılmaktadır (Edelman, 1994). Bir başka araştırma, dövüş sanatlarının çocuklardaki davranış sorunlarını azaltmaya yardımcı olduğunu göstermiştir (Gonzalez, 1989). 8 . Türkiye Kick Boks Federasyonu Spor Bilimleri Dergisi, Volume:1, Sayı:1, Temmuz, 2008 Tüm bu araştırmalar dövüş sanatlarının tedavi edici uygulamalarda kullanıldığını gösterse de tüm sorunların dövüş sanatlarıyla çözüleceği ileri sürülemez. Aerobik egzersizlerin, Tip A olarak adlandırılan ve yüksek uyarılmışlık, saldırganlık, düşmanca duygular gibi belirtileri olan davranışlarda aikidodan daha etkili olduğu ifade edilmiştir (Jasnoski ve ark., 1987). Olumlu sonuçlar belki de sürpriz değildir. Psikoterapi ve dövüş sanatları arasında enerji (ki veya chi), mesafe, zamanlama ve pozisyon alma gibi kavramları içeren (Suler, 1993) paralellikler bulunmaktadır (Seitz ve ark., 1990). Dahası, uyma ve boşalım (Saposnek, 1980) zihin sağlığı terapisinde etkili bir kullanım sağlamaktadır. Rakibinin gücünü kullanarak “yol verme” kavramına (ju), Erikson ve diğerlerinin terapi metotlarıyla ilgili yazılarında rastlanmıştır (Gleser ve Brown, 1988). Hem psikoterapinin hem de birçok dövüş sanatının temel hedefi kendini ve etrafındaki dünyayı tanımaktır. Usta Sun’unda dediği gibi “..düşmanını tanı ve kendini tanı; yüzyıllık bir savaşta bile yenilmezsin”. Bu savaşlar içimizde ve dışımızda meydana gelebilir. ÖZET Deneysel kanıtlar, dövüş sanatlarına katılımın olumlu psikososyal sonuçlarını içeren raporları desteklemektedir. Otuz yılı aşkın süredir bu konuda yapılan çok sayıda araştırma, dövüş sanatlarıyla ilgilenmenin olumlu psikososyal değişiklikler sağladığını göstermektedir. Konuyla ilgili sadece 3 araştırmada herhangi bir olumlu değişimin olmadığından söz edilmektedir. Bu çalışmalardan biri değişim olmamasını antrenmanlarda ahlaki, ruhsal veya meditasyonla ilgili unsurlara yeterince yer verilmemesi nedenine dayandırmaktadır. Dövüş sanatlarının olumlu psikososyal değişikliklere neden olduğu tamamen kesin değildir. Dövüş sanatlarında egzersiz ve fiziksel uygunluğun sebep olduğu değişikliklerin rolü saptanamamıştır. Dövüş sanatlarının fiziksel uygunluk yararlarının diğer antrenmanlarla kıyaslandığı sadece bir çalışmada rapor edilmiştir (Spear, 1989) ve bu çalışmalardan hiçbiri antrenman esnasındaki aktivite düzeyini ölçmemiştir. Diğer taraftan, dövüş sanatlarının fiziksel olmayan taraflarının (meditasyon, kata, mekan vb.) ya da olumlu rol model olan öğretici veya her ikisinin uzun zamanlı değişiklikler sağlanmasında rol oynamış olması olasıdır. İleride yapılacak olan araştırmalarda dövüş sanatlarının hangi özel taraflarının bu olumlu etkilere yol açtığını belirlemek amaç edinilmelidir. Bu değişikliklerin nasıl geliştiğine dair cevaplanmamış sorular olsa da, dövüş sanatlarının psikolojik rahatsızlıkların tedavisine iyi geldiği düşünülmektedir ve sözlü terapiyi tamamlamaya 9 . Türkiye Kick Boks Federasyonu Spor Bilimleri Dergisi, Volume:1, Sayı:1, Temmuz, 2008 yardımcı olduğu gözlemlenmiştir. Araştırmaların eski ustaların iddialarını desteklemeye başladığını görmek memnuniyet vericidir: dövüş sanatları, hem daha iyi vücutlar hem de daha iyi zihinler geliştirebilmekte ve daha iyi ve barışçıl bir toplum oluşmasına yardımcı olabilir.

100 Fayda;

 

İŞTE ALTIN DEĞERİNDEKİ FAYDALARI :

1. Sağlığınızın değerini anlamanıza yardımcı olur.

2. Yaşam kalitenizi arttırmanıza ve geliştirmenize yardımcı olur.

3. Fiziksel performansınızı geliştirir.

4. Kalp rahatsızlığı riskini azaltır.

5. Maksimum oksijen kapasitenizi arttırır.

6. Yüksek tansiyon riskini veya ilerlemesini azaltır.

7. Yüksek tansiyonu olanların, tansiyonu kontrol altında tutmasına yardımcı olur.

8. Kandaki Triglycerid seviyesinin azaltır.

9. Kandaki iyi kolestrolu (HDL) artırır.

10. Dinlenme kalp atımını düşürür.

11. Kalp – damar dolaşımını geliştirir.

12. Anaerobik eşiği arttırır, bu da çabuk yorulmayı ve dolayısıyla kanda laktik asit birikiminin erken oluşmasını engeller.

13. Kalp rezervini artırır.

14. Kalbinizin bir atımda vücuda pompaladığı kan miktarını artırır.

15. Vücut ısınızı soğutma için, deri yüzeyine gerekli kan akış kabiliyetini artırır.

16. Akciğer kapasitenizi arttırarak, oksijenin akciğerlerden kana geçebilme kabiliyetini arttırır.

17. Kalp krizi geçirdikten sonra, hayatta kalma şansınızı arttırır.

18. Koronerde kan pıhtılaşma hassasiyetini düşürür.

19. Kandaki yoğunlaşmayı azaltır

20. Kalbinizin daha verimli pompalama işlevini yapmasını sağlar

21. Kanınızın kan plazma hacmini genişletir.

22. Orta seviyeli egzersizler sırasında, kalp atım sayısını düşürür.

23. Anormal nabız atım incinmelerini azaltır.

24. Kaslarınızın kandan oksijen çıkarma kabiliyetini artırır.

25. Çarpıntı riskini azaltır.

26. Çok çeşitli sebeplere bağlı baş ağrılarından kurtulmanızı sağlar.

27. Hamilelikte karşılaşılan birçok rahatsızlıklardan (ör. kabızlık, belağrısı, mide ekşimesi gibi) kurtulmanızı sağlar.

28. Sıcaklığa karşı tahammülünüzü artırır.

29. Endişe ve kuruntularınızı azaltır.

30. Streslerden korunmaya ve kurtulmaya yardımcı olur.

31. Vücudun üst solunum yolları enfeksiyonuna karşı direncini artırır.

32. Şeker hastalığınızın gelişme riskini azaltır.

33. Şeker toleransınızın gelişmesini sağlar.

34. Prostat kanserinin gelişme riskini azaltır.

35. Sigarayı bırakmanıza yardımcı olur.

36. Bağırsak kanserinin gelişme riskini azaltır.

37. Göğüs kanserinin gelişme riskini azaltır.

38. Eklem rahatsızlıklarından dolayı, eklemlerin bozulma oranını yavaşlatır.

39. Kan şekerinin kontrol altında tutulması için gerekli insulin miktarının düşürülmesine yardımcı olur.

40. Yüksek tansiyona bağlı ciddi komplikasyonlara maruz kalma oranını azaltır.

41. Yaralanmalara karşı korunmayı sağlar.

42. Eklemlerdeki kıkırdak dokunun yoğunluğunu arttırır.

43. Stresle başa çıkmanıza yardımcı olur.

44. Bağışıklık sisteminizin iyi şekilde çalışmasını geliştirir.

45. Kabızlıktan kurtulmanıza yardımcı olur.

46. Depresyonun hafifletilmesine ve atlatılmasına yardımcı olur.

47. Soğuk ortamlara çabuk adapte olma kabiliyetinizi artırır.

48. Bel ağrılarının hafiflemesine ve kurtulmanıza yardımcı olur.

49. Bel ağrılarından doğan sıkıntıların azalmasını sağlar.

50. İnsuline karşı,doku duyarlılığını artırarak, kan şekerinin daha iyi kontrol edilmesine yardımcı olur.

51. Yüksek tansiyonu kontrol için alınan ilaçların, yan etkilerine karşı koymaya yardımcı olur.

52. Eklem esnekliğini korur ve gelişmesine yardımcı olur.

53. Eğer yüksek tansiyonunuz varsa, bunu kontrol etmek için aldığınız ilaç ihtiyacını 20 – 30 % azaltır.

54. Kemik erimesi hastalığı riskinin gelişmesini azaltır.

55. Zihinsel uyanıklılığınızı artırır.

56. Yaşa bağlı olarak oluşan kemik bozulmalarının yavaşlamasına yardımcı olur.

57. Endometriyoya karşı riski azaltır.

58. Eklem rahatsızlıklarından doğan acılara karşı koyma toleransınızın artmasını sağlar.

59. Kilonuzu korumanıza veya kilo kaybetmenize yardımcı olur. Sadece diyet yaparak değil.

60. Yaratıcılık gücünüzün artmasına yardımcı olur.

61. Yağsız vücut dokularınızın korunmasına yardımcı olur.

62. Sağlık harcamalarının ve ilaç kullanımının azalmasına yardımcı olur.

63. Yabancı madde kullanımı ile mücadeleye yardımcı olur.

64. Fazla kalorilerin yakılmasına yardımcı olur.

65. Yüksek oranda gıda tüketmenizi sağlar, fakat buna rağmen, kalori dengenizin aynı kalmasına yardımcı olur.

66. Ağır ilerleyen şişmanlığa karşı korur.

67. Denge ve koordinasyonunuzun gelişmesine yardımcı olur.

68. İştahınızın kısa süreli etkilerle azaltılmasına yardımcı olur.

69. Ani kabarmaların üstesinden gelmeye yardımcı olur.

70. Yaşlı bireylerdeki kısa süreli belleklerin gelişmesine yardımcı olur.

71. Adet kanamalarından doğan belirtilerin hafiflemesine yardımcı olur.

72. Genel ruhsal durumunuzun gelişmesini sağlar.

73. Kolay ve iyi uyumanıza yardımcı olur.

74. Kilo kaybına, özellikle vücuttaki yağdan kaybetmenize yardımcı olur.

75. Kemiklerinizin kırılmalara karşı direncini ve yoğunluğunu artırır.

76. Dinlenme durumundaki metabolik seviyeyi korumanıza yardımcı olur.

77. Kassal güç seviyenizi arttırır.

78. Kassal dayanıklılık seviyenizi artırır.

79. Egzersizden sonra çabuk toparlanabilme kabiliyetinizi artırır.

80. Uygun kas dengenizi korumanıza yardımcı olur.

81. Özel hayatınızın istenen doyumda ve düzeyde artmasını sağlar.

82. Vücudunuzun dik durmasının gelişmesini sağlar.

83. Egzersiz sırasında vücudun enerji elde etmede yağ kullanabilme kabiliyetini arttırır.

84. Solunum sistemindeki kasların gücünün ve dayanıklılığın artmasını sağlar.

85. İyi bir fiziksel görünüş sağlar.

86. Kendinize olan güven duygunuzu arttırır.

87. Rahat olmanıza yardımcı olur.

88. Kısa süreli bilgileri hafızanızda tutma kabiliyetini geliştirir.

89. İşveriminizi arttırır.

90. Bol enerji verir. Günlük hayatınızda acil durumlarda ihtiyacınız olan enerjiyi sağlar ve sonradan ihtiyaç olabilecek daha fazla enerjinizi korumanıza yardımcı olur.

91. Hastalıklara bağlı olarak iş günü kaybınızı azaltır.

92. Bağımsız hayat tarzını korumanıza yardımcı olur.

93. Yeni insanlarla karşılaşmanıza ve yeni arkadaşlar edinmenize yardımcı olur.

94. Fiziksel zindeliğinizi geliştirerek, hayata daha yaratıcı olarak adapte olmanızı sağlar.

95. Aktiviteler, kemiklerin güç depolamasına ve orta şiddetli egzersizler sırasında daha fazla baskı yaparak hem daha çok güç depolamasına hem de kemik yoğunluğunun artmasını yardımcı olur.

96. Egzersiz, bağ ve bağ dokularını kuvvetlendirerek, yaşa bağlı olarak oluşabilecek sakatlıkları azaltır.

97. Önceden hareketsiz bir yaşam tarzına sahip kişilerin, yorgunluğa karşı direncini artırır ve dinçlik hissinin oluşmasını sağlar.

98. Hatta kalp hastaları bile, kalp ve solunum sistemlerini çalıştırıcı egzersizler yaparak, hastalığının üstesinden gelmek için gayret sarf ederek, korkularından kurtulmalarına ve normal yaşamlarına dönmelerine yardımcı olur.

99. Spor yapmak, sıkıntılarınızın azalmasına, eğlenme ve neşelenmenize, kısaca hayattan zevk almanıza yardımcı olur.

100. Yukarıdaki sporun 99 faydasından sadece 1 tanesi bile size yakın geliyorsa spor yapmak hayatınızı değiştirebilir.

Savunma Sanatlarının Yararları

 

Savunma Sanatlarının Faydaları diğer spor branşlarıyla hemen hemen ortaklık içerir.Bunları şu şekilde sıralayabiliriz.

1-Fizyolojik 2-Psikolojik 3-Sosyolojik
Fizyolojik ve biyolojik faydaları

Daha enerjik bir organizma sağlar.
Bedensel ve zihinsel yorgunluklara karşı direnci arttırır.
Kilo almayı önler vücut yağını düşürür.
Bedensen işlerde geç yorulmayı erken dinlenmeyi sağlar.
İç salgı bezlerinin düzenli çalışmasını sağlar.
Vücutta kılcal damar sayısı artar.
Kalp üzerinde olumlu etkilere yol açar.
Kalp volümü artar,Kalbin pompaladığı kan miktarı arar.,sol ventrükülde hipertrofi olur,Kalbi besleyen kroner damarlar genişler.
Sosyolojik faydaları
Farklı toplumların insanlarını kaynaştırır.
Belli amaçlara ulaşmada eğitsel bir amaçtır.
Grup çalışmaları ile fertler arasında karşılıklı işbirliği ve dayanışmayı geliştirir.
Fertlerin kurallara uymasını ve dürüst olma özelliklerini geliştirir.
Fertler arasındaki sosyalleşme sürecini hızlandırır.
Her yaş meslek ve cinsten insanın boş zamanını değerlendirmesinde etkili bir araçtır.
Milletçe ihtiyaç duyulan karşılıklı sevgi ve saygı bağlarını kuvvetlendirir.
Kötü alışkanlıklardan uzak tutar,toplum dışı fertleri topluma kazandırır.
İnsanların çalışma ortamlarında yaşadıkları stres  ve baskılardan kurtulmalarında bir araçtır.
Kişilerin toplum içinde statü kazanmalarını sağlar.
Psikolojik faydaları

İradeyi kuvvetlendirir zekayı geliştirir.
Telafi mekanizması olarak kompleksli insanların tedavisine katkı sağlar.
Seksüel dürtüleri fiziki harcamalara çevirir.
Kişiliği olumlu yönde geliştirir,mücadele ve dayanma gücünü arttırır.
Pozisyonlara ve sürpriz gelişen durumlara uyum sağlayabilme  ve anında karar verebilme özelliklerini geliştirir,sorumluluk duygusunun oluşmasını sağlar.
İnsanın kendini yenilemesine yol açar ve hoşgörü duygularını geliştirir.
Diğer faydaları
Savunma sporları çalışarak yukarıda anlattığımız faydaların dışında ayrıca yaşayabileceğiniz tehlikeli durumlarda soğukkanlılığınızı koruyarak kendinizi ve sevdiklerinizi savunmayı öğrenirsiniz.
Çocuklarınızın kendilerini keşfetmelerini ve daha sakin bir ruh haline girip şiddetten uzak kalmalarını sağlar.
Çocuklarınız savunma sporları çalışarak kazandığı disiplini hayatının diğer aşamalarına yansıtarak okul ve iş hayatında da yüksek başarılara erişebilir.